Yazı

İyi günde, kötü günde.....


İyi gün dostu olmak kolaydır, kolaysa kötü gün dostu ol derler. Doğrudur. Bu lafı severim. Hatta kadınım Şebnem Ferah da değinmiştir bu konuya, iyi gün dostlarım, tutmayın elimden, diye.

Tamam, çok güzel, burda atalarımız ne demek istiyor, diyor ki haha hihi kolaydır ama destek olmak zordur diyor, amaaaaa bir de şöyle bir durum yok mu? Sadece benim mi dikkatimi çekti ya da başıma geldi? Bazıları içinse ahlanıp vahlanmak, senin için çok üzüldümmm, ne kadar acı çektiğini anlıyorummm demek çok kolayken (belki içten içten ohh iyi ki bana olmadı dedirtirken-burası biraz acımasız kaçmış olabilir-) senin için çok sevindim demek, İÇTEN, ne kadar zor. Biri için gerçekten sevinmek. O sevinci paylaşmak. Sen zaten bunu hakediyordun demek. Sana yaraştı demek.. İçten... Belki ona bir sürpriz yapmak bu sevinci paylaşmak için. Sırtını sıvazlamak. Gerçekten sevinmek. Yalnız kaldığında, iyi ki dostumun başına böyle iyi bişi geldi diyebilmek, gülümsemek ve kendine olmuşçasına mutlu olmak, o gece huzurlu uyumak...

Belki kişisel bir şey ama benim hayatımda kötü gün dostlarım oldu gerçekten de. Ne şans ama... Birlikte ahlandık vahlandık, gerçekten şanssız olduğumu kabul ettik mesela. Ya da üzülmekte haklı olduğuma karar verdik. Ağladık omuzlarda sırayla... Ya da bu kahpe feleğin hep bizi bulduğunu, bu konuda kader ortağı olduğumuza karar verdik. (Belki de biz birbirimizi bu yüzden sevdik) Ama ben mutluyken yalnızdım. Aslında bu yüzden de mutsuzdum. Çünkü bence kimse bir hissi tek başına doyasıya yaşayamaz. Her zaman bir omuzda daha çok ağlar, arkadaşlarla daha çok güleriz. Başkaları da gülüyorsa sizinle, bir nevi onaylanır mutluluğunuz, sevinmekte haklıyım dersiniz belki de içten içten. Baksana herkes gülüyor, demek iyi birşeyler oluyor...

İnsan doğasında kıskançlık var. Bunu kötü olarak söylemiyorum. İnsanoğlu, önce kendini düşünmek için programlanmış. Bu çok doğal. Örneğin baban öldüğünde arkadaşının babasının terfisine veya doğumgününe sevinmekte zorlanman doğaldır. Ama çabalamalısındır, evet bu senin için de daha iyidir. Çünkü hayat devam ediyordur. Sevinecek birşeyler vardır hala hayatta. Kendini katmalısındır ona. Verdiğim örnek çok sert ve zor oldu biliyorum. Bunu yapamadığı için kimseyi suçlayamam.

Biliyor musunuz Sex and the City dizisi gerçekten çok acayip. Oradan bir örnek geldi aklıma. Hatunlardan birinin çocuğu düşmüştür, en yakın arkadaşının ise çocuğunun doğumgünüdür. Özür dileyerek partiye gelemeyeceğini söyler ve evde karalar bağlar. Televizyonun karşısına geçer, acısını hafifletmek için. O an televizyonda Elizabeth Taylor’un hayatıyla ilgili bir belgesel vardır. Yaşadığı zorluklar ve onun mücadelesi... Hatunumuz ayağa kalkar en güzel giysilerini giyer ve arkadaşının evinde bulur kendisini, yüzünde içten ve kocaman bir gülümsemeyle kutlar onu.

Gene bu hatunlardan biri kanser olduğunu öğrenir, o gün ise gene en yakın arkadaşınun nikahı vardır. Ona söylememeliyim ve gününü rezil etmemeliyim der ve süslenip püslenip nikaha katılır.

Bence dostluk budur. İyi gün kötü gün bilmem. Dostluk aşk gibi olmalıdır bana göre, hatta ötedir. Onu mutlu etmek gelmelidir içinden, bazen kendini ikinci plana atabilmelisindir onun için.

Ya da ben çok fazla dizi izliyorum....


Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !